Malatya’da “Terörsüz Türkiye” paneli
BHA - Birlik Haber Ajansı
Malatya’da düzenlenen “Jeopolitik Önemi Bakımından Terörsüz Türkiye Vizyonu” panelinde konuşan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, terör örgütünün silah bırakmasının yasal düzenlemelerin uygulanmasında temel şart olduğunu belirterek, “Silah bırakmadan asla bir düzenlemenin olamayacağı rapora herkesin ortaklaştığı imzayla yansıtıldı” dedi. AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan ise terörün Türkiye ekonomisine yıllık maliyetinin 140 ila 200 milyar dolar arasında olduğuna yönelik…

MALATYA - BHA
Malatya Valiliği ve Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 12. Malatya Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında, “Jeopolitik Önemi Bakımından Terörsüz Türkiye Vizyonu” konulu panel gerçekleştirildi.
Malatya Kent Konseyi Genel Sekreteri Dr. Hasan Batar’ın moderatörlüğünde düzenlenen panele, TBMM AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan konuşmacı olarak katıldı. Muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve siyasi parti teşkilatı mensuplarının da takip ettiği programda, Terörsüz Türkiye sürecinin hukuki, siyasi, ekonomik ve jeopolitik boyutları ele alındı.
Güler: “Terörsüz Türkiye, terörden arındırılmış bölge diyoruz”
Panelde konuşan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Türkiye’nin yaklaşık 50 yıldır terörle mücadele ettiğini belirterek, yürütülen sürecin yalnızca Türkiye’nin iç güvenliği açısından değil, bölgesel istikrar bakımından da önem taşıdığını söyledi.
Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada ciddi güvenlik sorunları yaşandığını ifade eden Güler, Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze’deki gelişmeler, İran-İsrail-ABD gerilimi ve komşu ülkelerdeki istikrarsızlıklara dikkat çekti.
Güler, “Terörsüz Türkiye dedik ama ikinci cümlemiz terörsüz bölge diyoruz aynı zamanda. Yani benim ülke olarak Suriye’de, Irak’ta, İran’da, komşularımızdaki istikrar benim için çok önemli. Onların toplumsal güvenliği, sınır güvenliği, ulusal güvenliği çok önemli” dedi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı uluslararası misyonlar kapsamında 18 ülkede görev yaptığını belirten Güler, Türkiye’nin kendi güvenlik meselelerini de kendi kurumları ve yöntemleriyle çözmesi gerektiğini ifade etti.
“Komisyon 21 toplantı gerçekleştirdi, 137 kişi dinlendi”
Terörsüz Türkiye sürecinin siyasi ve hukuki aşamalarına değinen Güler, TBMM bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
Komisyonun 51 milletvekili ve TBMM Başkanı ile birlikte 52 kişiden oluştuğunu belirten Güler, “Bu komisyon arkadaşlar, toplama baktığımızda tam 21 toplantı gerçekleştirildi. Her biri en az 5 saat, 6 saat sürüyor. 7 saat, 8 saat sürüyor” ifadelerini kullandı.
Komisyon çalışmalarında 137 kişi ve kuruluş temsilcisinin dinlendiğini aktaran Güler, sendikalar, barolar, akademisyenler, şehit ve gazi aileleri, güvenlik korucuları ve farklı toplumsal kesimlerin görüşlerinin alındığını söyledi.
Güler, siyasi partilerin hazırladığı raporların ardından 18 Şubat 2026 tarihinde yedi ana başlıktan oluşan ortak raporun yayımlandığını belirtti.
“Silah bırakmadan düzenleme olmaz”
Komisyonun ortak raporunda terör örgütünün bütün unsurlarıyla silah bırakmasının temel koşul olarak yer aldığını vurgulayan Güler, örgütün feshi ve silahların teslim edilmesinin güvenlik kurumları tarafından tespit ve teyit edilmesi gerektiğini söyledi.
Güler, “Örgütün silah bırakması süreçte en kritik durumdur. Silah bırakmadan asla bir düzenlemenin olamayacağı rapora herkesin ortaklaştığı imzayla yansıtıldı” dedi.
Hazırlanan yasal düzenlemenin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” olarak adlandırıldığını belirten Güler, düzenlemenin 10 Ağustos itibarıyla çıkarıldığını ifade etti.
Güler, silah bırakma ve örgütsel faaliyetlerin sona erdirilmesine yönelik sahadaki çalışmaların devam ettiğini, güvenlik kurumlarının tespit ve teyit süreçlerinin uygulama açısından belirleyici olacağını kaydetti.
“Kasten öldürme suçları düzenlemenin dışında”
Yasal düzenlemenin kapsamına ilişkin açıklamalarda da bulunan Güler, düzenlemenin genel af olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Güler, “Bakın, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasıtlı adam öldürme suçu ile 2005 tarihinden önce örgüt yönetiminde, bu örgütü kuran, talimat veren, büyüten kimler varsa asla bu kişilerin bu kanundan yararlanması mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Düzenlemede bazı örgüt suçlarına ilişkin farklı uygulamaların öngörüldüğünü belirten Güler, toplumda cezasızlık algısı oluşturulmamasının önemine dikkat çekti.
Sürecin Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında oluşturulan kurul tarafından da takip edildiğini ifade eden Güler, kurul bünyesinde dört alt komisyonun görev yaptığını ve TBMM’nin çalışmalar hakkında düzenli olarak bilgilendirilmesinin öngörüldüğünü söyledi.
Babacan: “Türkiye hem bugünü inşa ediyor hem geleceğe hazırlanıyor”
Panelde konuşan AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan ise Terörsüz Türkiye sürecini uluslararası ilişkiler ve bölgesel güvenlik açısından değerlendirdi.
Dünya siyasetinde İkinci Dünya Savaşı sonrası, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve 2010’lu yıllarda başlayan gelişmeler olmak üzere üç önemli kırılma dönemi yaşandığını belirten Babacan, Türkiye’nin değişen uluslararası koşullara hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.
Babacan, “Türkiye hem bugünü inşa ediyor hem geleceğe hazırlanıyor ve gelecek de hiç olmadığı kadar hızlandı” dedi.
Türkiye’nin savunma sanayisi, enerji, madencilik, ticaret ve lojistik alanlarında geliştirdiği politikaların bölgesel güvenlikle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Babacan, özellikle Suriye, Irak, Doğu Akdeniz ve Kafkasya’daki gelişmelere dikkat çekti.
“Terörün yıllık maliyeti 140 ila 200 milyar dolar”
Terörün Türkiye ekonomisine etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, yıllık ekonomik maliyetin 140 ila 200 milyar dolar arasında olduğuna yönelik tahminleri paylaştı.
Babacan, “Türkiye’nin terör meselesi dolayısıyla yaklaşık yılda 140 ila 200 milyar dolar arası bir maliyeti olmuş” dedi.
Bu hesaplamalarda güvenlik harcamalarının yanı sıra kaybedilen ekonomik fırsatların da dikkate alınması gerektiğini belirten Babacan, 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilin yeniden ayağa kaldırılması için üç yılda yaklaşık 110 milyar dolar harcandığını ifade etti.
Terörün yalnızca ekonomik değil, insani ve toplumsal kayıplara da neden olduğunu vurgulayan Babacan, yaşanan can kayıplarının ve toplumsal ayrışmaların uzun vadeli etkiler bıraktığını söyledi.
Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz vurgusu
Türkiye’nin bölgesel güvenlik politikalarına değinen Babacan, Suriye’deki silahlı yapıların devlet otoritesi altında toplanmasının önemine dikkat çekti.
Suriye’de 10 Mart Mutabakatı kapsamında yürütülen entegrasyon sürecini değerlendiren Babacan, SDG ve YPG unsurlarının Suriye devletine entegrasyonunun tamamlanmak üzere olduğunu ifade etti.
Irak’taki Kalkınma Yolu Projesi’nin de Terörsüz Bölge hedefinin önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Babacan, projenin Türkiye ve Irak açısından ekonomik kazanımlar sağlayabileceğini söyledi.
Babacan, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları, Libya ile yapılan deniz yetki alanları anlaşması, Zengezur Koridoru ve Orta Koridor projelerinin Türkiye’nin ekonomik ve stratejik konumunu güçlendirebileceğini savundu.
“4 bin 250 sayfalık tutanak TBMM’nin internet sitesinde”
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarının kamuoyuna açık yürütüldüğünü belirten Babacan, 21 toplantının 19’unun basına açık gerçekleştirildiğini söyledi.
Babacan, “4 bin 250 sayfalık tutanaklar şu an TBMM’nin internet sitesinde var” ifadelerini kullandı.
Komisyon çalışmalarının toplumdan gizlenmediğini savunan Babacan, vatandaşların süreç hakkında doğru bilgilendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Van, Bitlis ve Muş’ta gerçekleştirdiği görüşmelerden de söz eden Babacan, farklı toplumsal kesimlerin görüşlerini dinlediklerini belirterek, sürecin toplumsal destekle ilerlemesi gerektiğini ifade etti.
Panel, konuşmacıların Türkiye’nin güvenliği, toplumsal bütünleşme ve bölgesel istikrara ilişkin değerlendirmeleriyle sona erdi.
